Genel Haciz Yoluyla Takip
GENEL HACİZ YOLU İLE TAKİP
(İLÂMSIZ HACİZ YOLU VEYA ÂDİ HACİZ YOLU)
Genel haciz yolu, rehinle temin edilmemiş olan ve bir kambiyo senedine de dayanmayan, bütün para alacakları için başvurulabilen bir ilâmsız icra yoludur. Alacağı için senedi bulunmayan bir alacaklı da, genel haciz yolu ile takip yapabilir. Ancak icra takibinin başarılı olabilmesi için borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi gerekir.
Genel Haciz Yolu ile Takibin Aşamaları
-
Takip Talebi
-
Ödeme Emri
-
Ödeme Emrine İtiraz
-
İtirazın İptali
-
Takibin Kesinleşmesi
-
Haciz
-
Satış
-
Paraların Paylaştırılması
şeklinde ilerler. Eğer borçlu ödeme emrine itiraz etmezse, itirazın iptali davası açmaya gerek kalmadan takip kesinleşir. Genel haciz yoluyla takibin konusu PARA alacaklarıdır. Para alacakları için ilâmsız icra yapılabilmesinin istisnaları vardır. Bunlar için ilâmlı icra takibi açılır. (md.42/2; yabancı devlet aleyhine ve md.42/3; idari yargının görev alanına giren konularda ilâmsız icra takibi yapılamaz.)
İCRA TAKİBİNİN BAŞLAMASI
-
TAKİP TALEBİ
Takip talebi; yazılı, sözlü ve elektronik ortamda yapılabilir. (md.58)
Takip Talebinin Şartları
-
Alacaklının (ve varsa vekilinin) kimliği ve adresi
-
Borçlunun (ve varsa yasal temsilcisinin) kimliği ve adresi
-
Alacağın Türk parası karşılığı tutarı (yabancı para alacakları varsa, bu alacağın takip talebinde Türk parası ile tutarının gösterilmesi gerekir.)
-
Senet veya senet yoksa borcun sebebinin takip talebine yazılması gerekir
-
Alacaklının takip yollarından hangisini seçtiğini belirtmesi gerekir
-
Takip talebinin altının, alacaklı (veya vekili) tarafından imza eilmesi gerekir.
Takip talebi tarihi, hacze iştirak için esas alınır ve takip talebi ile zamanaşımı kesilir. Borçlu daha önce temerrüde düşürülmemişse takip talebinde bulunulması ile temerrüde düşmez; borçlu ancak ödeme emrinin kendisine (borçluya) tebliğe ile temerrüde düşer.
-
ÖDEME EMRİ
İcra dairesinin borçluya ödeme emri gönderebilmesi için, alacaklının geçerli bir takip talebinde bulunması şarttır.
Ödeme emri (tebliği) bir icra takibinde borçluya karşı yapılan icra takip işlemlerinden birincisidir. Borçlu, kendisine karşı icra takibi yapıldığını, ilk defa ödeme emri (tebliği) ile öğrenir.
Ödeme Emrinin İçeriği
-
Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, takip talebindeki kayıtlar, ödeme emrine de yazılır.
-
Alacaklının (ve varsa yasal temsilcisinin ve vekilinin) kimliği ve adresi
-
Borçlunun (ve varsa yasal temsilcisinin) kimliği ve adresi
-
Alacağın Türk parası karşılığı tutarı (yabancı para alacakları varsa, bu alacağın takip talebinde Türk parası ile tutarının gösterilmesi gerekir. Yabancı para alacağı üzerinden ödeme emri düzenlenemez.)
-
Senet veya senet yoksa borcun sebebinin takip talebine yazılması gerekir
-
Ödeme emri ile borçluya, borcu ve takip giderlerini, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka hesabına ödemesi ihtar edilir. (İİK m.60/2; İİK Yönetmeliği md.29/b) Borçlu daha önce temerrüde düşmemiş ise, ödeme emrindeki bu ihtarın borçluya tebliği aynı zamanda borçluyu temerrüde düşürür.
Ödeme emri ile, borçluya, ödeme emrine (tebliğinden itibaren) yedi gün içinde itiraz edebileceği ihtar edilir (md.60/3; İİK Yönetmeliği md.29/c) Yedi günlük süre, tebliğin yapıldığı günü izleyen günden itibaren başlayacaktır. Örneğin; 7 Ocak Perşembe günü tebligat yapılmış ise, süre 8 Ocak Cuma günü başlar ve 14 Ocak Perşembe günü çalışma saati bitiminde sona erer. Elektronik ortamda (UYAP) yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.
Sürelerin hesabı konusunda dikkate alınması gereken mevzuat ve ilgili hükümlerle ilgili aşağıdaki yargı kararları yol gösterici niteliktedir;
T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2008/ 2021 Karar: 2008 / 3516 Karar Tarihi: 04.03.2008 “Borçlu İİK m. 62/1 gereğince 7 gün içinde ödeme emrine itiraz etmezse (veya süresi geçtikten sonra itiraz etmiş veya itiraz geçersiz ise) bu durumda ilamsız icra takibi kesinleştiğinden alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı yoktur.
Ancak, dosyada davalının ödeme emrini 06.01.2006 tarihinde tebellüğ ettiği, 7 günlük süresinin 13.01.2006 tarihinde dolmasına rağmen 13.01.2006 tarihinin (Cuma) bayram tatili olduğu anlaşıldığından, sürenin İİK’nin 19/3. ve 4. maddesi gereğince bir müddetin sonuncu günü resmi tatil gününe rastlarsa, müddet tatili takip eden işgünü tatil saatinde biter hükmüne göre 16.01.2006 pazartesi günü mesai saati bitiminde itiraz süresi sona ermektedir.”
T.C YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2009/ 6-74 Karar: 2009 / 98 Karar Tarihi: 04.03.2009“7201 sayılı Tebligat kanununun 33. Maddesinde resmi ve adli tatil günlerinde de tebligat yapılabileceği öngörülmüştür. Ne var ki tebligatın yapılabilme usulüne ilişkin bu hüküm tebliğ memuruna yönelik ve tebligatın geçerliliğine ilişkin bir hüküm olup, sürelerin hesabı söz konusu olduğunda HMK, TBK VE İİK da yer alan genel hükümlerin uygulanması gerekir. Anılan hükümlere göre, gün olarak belirlenen sürelerin hesabında tefhim veya tebliğ günü olan ilk günün hesaba katılmayacağı, son günün tatil saatinde sürenin biteceği, ay veya sene olarak belirlenen sürelerin hesabında ise ayın veya senenin kaçıncı günü işlemeye başlamış ise biteceği ay veya senenin aynı gününün tatil saatinde ve sürenin biteceği ayın sonunda böyle bir gün yoksa, ayın son gününün tatil saatinde bu sürelerin sona ereceği belirtilmiştir. Ayrıca resmi tatil günlerinin süreye dahil olduğu, sürenin sonuncu gününün resmi tatile rastlaması halinde sürenin takip eden ilk iş gününün tatil saatinde biteceği de düzenlenmiştir. Sonuç itibariyle bir aylık sürenin son gününün tatile rastlaması halinde takip eden iş gününün tatil saatine kadar yapılan tebligatın süresinde yapıldığının kabulü gerekir.
Benzer bir başka kararda sürenin son gününün resmi tatile rastlaması halinde hesaplamanın nasıl yapılacağı şöyle ifade edilmiştir;
Yargıtay 12. HD, E.2002/7043, K.2002/8237.“22.06.1966 tarih ve 1966-8/8 sayılı İBK ve İİK 19/1 maddesi gereğince, Türk Borçlar Kanunu’nun 315. Maddesinde öngörülen 30 günlük sürenin hesabında, ihtarın tebliğ edildiği ilk gün dikkate alınmaz. Ayrıca İİK nun 19/3 maddesi hükmüne göre de sürenin son günü resmi bir tatil gününe rastlarsa süre, tatili takip eden günde biter.
Borçlunun bir vekili bulunsa bile, o vekilin icra takibinde borçluyu temsil edip etmeyeceği bilinemeyeceğinden, ödeme emri borçlunun vekiline tebliğ edilemez. Ödeme emri tebliği ile zamanaşımı kesilir ve yeniden işlemeye başlar.
HACİZ
Kesinleşmiş bir icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, talepte bulunan alacaklı lehine, alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra müdürü tarafından hukuken el konulmasıdır. Haciz yapılabilmesi için;
Ödeme emrinin kesinleşmiş olması gerekir. Ödeme emri kesinleştikten sonra icra dairesi takibe re’sen devam edip borçlunun mallarını haczetmez. Alacaklının haciz talebinde bulunması gerekir (m.78/1). Haciz isteme süresi, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçince düşer. Alacaklı bir yıl içinde haciz talebinde bulunmaz ise takip dosyası işlemden kaldırılır (m.78/5; İİK Yönetmeliği m.108). Alacaklı yeniden haciz isteyebilmek için yenileme talebinde bulunmalı ve yeniden harç yatırmalıdır.
Haciz için, icra takibinin yapıldığı icra dairesi yetkilidir. Haczedilecek mallar icra dairesinin bölgesinin dışında ise takibin yapıldığı icra dairesi, malların bulunduğu yerin icra dairesine haciz yapılması için talimat yazar. (m.79/2, c.1)
Haciz icra müdürü tarafından yapılır. İcra müdürü, haczi yardımcısına veya katiplerinden birine de yaptırabilir (m.80/1). Resmi tatil günlerinde de haciz yapılabilir. Kural olarak gece vakti haciz yapılamaz; ancak, gece iş görülen yerlerde gece vakti hasılat haczi yapılabilir.
Madde 80:İcra memuru haczi kendi yapabileceği gibi yardımcı veya katiplerinden birinede yaptırabilir.
Borçlu haciz sırasında malın bulunduğu yerde bulunmaz ve hemen bulundurulması mümkün olmazsa haciz, gıyabında yapılır.
Talep vukuunda borçlu kilitli yerleri ve dolapları açmağa vesair eşyayı göstermeğe mecburdur. Bu yerler icabında zorla açtırılır.
Haczi yapan memur, borçlunun üzerinde para, kıymetli evrak, altın veya gümüş veya diğer kıymetli şeyleri sakladığını anlar ve borçlu bunları vermekten kaçınırsa, borçlunun şahsına karşı kuvvet istimal edilebilir.
Madde 87/1: Haczi yapan memur, sicile kayıtlı mallar hariç olmak üzere haczettiği malın kıymetini takdir eder. İcabında bilirkişiye müracaat edebilir.
Haciz tutanağına; alacaklı ve borçlunun adı ve soyadı, alacağın miktarı, haczin hangi gün ve saatte nerede ve kimin huzurunda yapıldığı, haczedilen mallar ve takdir edilen kıymetleri, yediemine teslim edilmişse yedieminin adı ve soyadı, sıfatı ve yerleşim yeri adresi ve ücreti, varsa borçlunun ve üçüncü kişilerin istihkak iddiaları, başka alacaklıların hacze iştiraki ve bu nedenle ilave suretiyle yapılan hacizler, haciz taşınmaza ilişkin ise taşınmazın cinsi, niteliği, sınırları, kıymeti ve gerekli diğer hususlar yazılır. Ayrıca haczedilebilen malların değeri alacağı karşılamazsa veya borçlunun haczedilebilir malı bulunmazsa, bu durum da haciz tutanağına yazılır.
Haciz tutanağı tanzimi: Madde 102 – Taşınır bir malı haciz için mahallinde bir tutanak tutulur. Tutanakta alacaklı ve borçlunun isim ve şöhretleri, alacağın miktarı, haczin hangi gün ve saatte yapıldığı, haczedilen mallar ve takdir edilen kıymetleri ve varsa üçüncü şahısların iddiaları yazılır ve haczi icra eden memur tarafından imza edilir.
Haczi talep edilen mal taşınmaz ise icra dairesi 91 inci madde mucibince haczi ait olduğu daireye tebliğ eder ve mahallinde tutulacak tutanakta taşınmazın nevi ve mahiyeti ve hududu ve lüzumlu vasıfları dercolunur.
Evvelce ihtiyaten haczedilen şeylere icra haczi vazedildiği surette tutanağa ihtiyati haciz sahibinin dahi iştirak hakkı işaret olunur.
Haczi kabil mallar kafi gelmezse veya hiç bulunmazsa bu hal tutanağa kaydolunur.
Haczedilebilir hiçbir mal bulunmadığını tespit eden haciz tutanağı, borç ödemeden (kesin) aciz belgesi hükmündedir. İcra müdürünce takdir edilen kıymete (m.87) göre, haczedilen mallar takip konusu alacak ve takip giderlerini tamamen karşılamıyorsa, bu durumu belirten haciz tutanağı da geçici aciz belgesi hükmündedir.
Haciz sırasında hazır olmayan alacaklıya ve borçluya üç gün içinde haciz tutanağını incelemesi ve diyeceği varsa bildirmesi için icra dairesince davet kağıdı gönderilir. (Uygulamada 103 Davetiyesi ya da 103 İhbarnamesi denir.)
Davet
Madde 103: Tutanak tutulurken alacaklı, borçlu veya namlarına Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebellüğe yetkili kimse bulunmazsa, bulunmayan alacaklı veya borçlu üç gün içinde tutanağı tetkik ve diyeceği varsa söylemesi için icra dairesine davet olunur. Kanunen ilavesi gereken müddetler mahfuzdur. Haciz sırasında borçlu veya alacaklı adına Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebellüğe yetkili kimse bulunduğu takdirde haciz tutanağının bir örneği bulunan şahsa verilir. Borçluya veya alacaklıya ayrıca haber verilmez.
Haciz tutanağı, haciz ve haczedilen mallar için tek ispat vasıtasıdır. Haciz tutanağında haczedilmiş olarak gösterilmeyen şeyler, gerçekten haczedilmiş olsalar bile bunların hacizli olduğu başka bir delille ispat edilemez.
Taşınır ve taşınmaz malların haczi İİK 85/son: Haczi koyan memur borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir.
T.C YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas: 2016/ 20180 Karar: 2017 / 3513 Karar Tarihi: 13.03.2017olan ilamına göre “İİK’nun 85. maddesinin son fıkrasına göre, haciz koyan memur, borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir. Anılan düzenlemeden hareketle, hacizde tertip ilkesi ve usul ekonomisi gereğince, borçlunun malları haczedilirken, muhafazası ve satılması en kolay ve yokluğu borçluya en az yük teşkil edecek mallardan hacze başlanılması, haciz yapılırken alacaklı ve borçlunun menfaatlerinin mümkün olduğu kadar dengelenmeye çalışılması gerekmektedir.”
Haczin konusu, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları, üçüncü kişilerdeki alacakları ve diğer malvarlığı haklarıdır.
HACZEDİLEMEYEN MALLAR
Kural olarak, borçlunun mal varlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları, alacaklılarına karşı bir tür teminat teşkil eder (karş: TCK m.161/a) ve bu nedenle borçlunun alacaklıları tarafından borç için haczettirilebilir.
Fakat, borçlunun ve ailesinin yaşaması ve ekonomik varlığını devam ettirebilmesi için borçlunun bazı mal ve haklarının haczedilemeyeceği kabul edilmiştir (m.82-83)
Haczi caiz olmıyan mallar ve haklar: Madde 82
Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:
1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,
3. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,
4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alat ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları,
5. Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,
6. Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu,
7. Borçlu bağ, bahçe veya meyva veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alat ve edevat, Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,
8. Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi mucibince haczolunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar,
9. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri, Askeri malüllerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri,
10. Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar,
11. Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar,
12. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Borçlunun haline münasip evi,
13. (Ek: 2/7/2012-6352/16 md.) Öğrenci bursları. Medeni Kanunun 807 nci maddesi hükmü saklıdır. 2, 3, 4, 5, 7 ve 12 numaralı bendlerdeki istisna, borcun bu eşya bedelinden doğmaması haline munhasırdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/16 md.) Birinci fıkranın (2), (4), (7) ve (12) numaralı bentlerinde sayılan malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/16 md.) İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.
Kısmen haczi caiz olan şeyler: Madde 83– (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir.
(Değişik: 12/4/1968 – 1045/1 md.) Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.
İTİRAZIN İPTALİ DAVASI
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından, ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan bir eda davasıdır.
Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. (HMK m.2) Ancak kira ilişkisinden doğan alacaklar ile ilgili itirazın iptali davası için görevli mahkeme, sulh hukuk mahkemesidir. Ticari dava niteliğinde (TK m.4) olan itirazın iptali davası için asliye ticaret mahkemesi görevlidir (TK m.5/3) İcra takibi konusu alacak bir özel mahkemenin görevine girmekte ise itirazın iptali davası o özel mahkemede görülür.
Yargıtay, ilamsız icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinin, itirazın iptali davası için de yetkili olduğu kanısındadır.
T.C.YARGITAY 23.Hukuk Dairesi Esas: 2017/ 153 Karar: 2017 / 537 Karar Tarihi: 22.02.2017 “itirazın iptali davasında, icra dairesinin yetkisine itirazda bulunulması halinde mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelenerek, icra dairesinin yetkisiz olduğu sonucuna varılması halinde mahkemece kendisinin yetkili olup olmadığına bakılmaksızın "yetkili yerde usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmadığından" davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.”
İtirazın iptali davası bir süreye tabidir. Alacaklı bu davayı, itirazın kendisine varsa vekiline tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde açabilir (m.67/1). Bu bir yıllık süre hak düşürücü süredir.
T.C YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2015/ 1048 Karar: 2017 / 380 Karar Tarihi: 01.03.2017 “ İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Adalet Yayınevi, 2. Bası,Ankara2013,s. 251).
İİK’nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davası bir süreye tâbi olup alacaklı, bu davayı, itirazın kendisine (varsa, vekiline) tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde açabilir.
Bir yıllık süre içinde açılan dava, teknik anlamda bir itirazın iptali davasıdır ve ancak bir yıl içinde açılan davanın kazanılması halinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine, alacaklı, itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilmesini (yani haciz) isteyebilir. İcra inkâr tazminatına da, yalnız bir yıl içinde açılmış olan itirazın iptali davasında hükmedilebilir.
Alacaklı bir yıl içinde itirazın iptali davası açmazsa, yaptığı ilamsız takip düşer. Fakat bir yıllık süreyi geçiren alacaklının, genel hükümlere göre alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Yani alacaklı, alacağı zamanaşımına uğramadığı sürece, genel mahkemelerde bir alacak (tahsil) davası açabilir. Ancak, alacaklı böyle bir dava sonucunda alacağı ilam ile eski (düşmüş olan) ilamsız icra takibine devam edilmesini isteyemez; yalnız ilamlı icra takibi yapabilir.
Bir yıl içinde itirazın iptali davası açılması ile derdest olan ve itiraz ile durmuş bulunan icra takibi iptal edilmiş olmaz; bilâkis, takip durmakta devam eder. Davayı kazanan alacaklı, mahkemeden alacağı ilâm ile itiraz üzerine durmuş olan ilamsız takibe devam edilmesini (haciz) isteyebilir. Dava devam ettiği sürece, bir yıllık haciz isteme süresi işlemez (Kuru, B.: a.g.e., s. 255).
Açıklanan bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, alacaklı tarafından itirazın iptali davasının, borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması zorunludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 gün ve 2013/11-360 E. 2013/1605 K. sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir.
İİK’nın 67. maddesinde gösterilmiş olan süre hak düşürücü süredir. Hak düşürücü süre hak sahibinin hakkın korunması için kanun veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde belirlenen eylem veya işlemleri yapmaması nedeniyle hakkın sona ermesi sonucunu doğuran süredir.”
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere yani HMK’ya tabidir (m.67/1). Borçlu, itirazın iptali davasına karşı, cevap süresi içinde vereceği cevapta, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu, cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde, bütün savunma sebeplerini bildirebilir (HMK m.141)
İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davacı da olup, davacı alacaklı, alacağının varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Alacağının varlığını her türlü delille ispat edebilir. Ancak ispat sınırını aşan alacak ve ödeme iddiaları, tanık ile ispat edilemez (HMK m.200/1)
İtirazın iptali davasında mahkeme davanın kabulü veya davanın reddi şeklinde iki türlü karar verir. Mahkeme, alacaklının takip konusu yaptığı alacağının mevcut olmadığı kanısına varırsa itirazın iptali davasının reddine karar verir. Mahkeme, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda borçlunun borçlu olduğu kanısına varırsa, borçlunun itirazının iptaline karar verir. Bunun sonucunda; itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilmesini sağlar ve borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesi sağlanabilir.
İTİRAZIN KALDIRILMASI
İlamsız icra prosedürü içinde alacaklının alacağına çabuk ve basit bir şekilde kavuşmasını sağlamak üzere itirazın iptali davasından başka icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yolu kabul edilmiştir (m.68-70). Alacaklının bu yola başvurabilmesi için takip konusu alacağın m.68-68/a’daki yazılı belgelerden biri olmalıdır.
İtirazın kaldırılması talebi bir dava değildir. Bu talep süreye tabidir. Alacaklı, itirazın kendisine varsa vekiline tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir; istemezse yeniden ilâmsız takip yapamaz. Bu altı aylık süre hak düşürücü süredir.
İtirazın kaldırılması iki çeşittir:
1-) İtirazın Kesin Olarak Kaldırılması (m.68)
Borçlunun borcuna itiraz etmesi durumunda alacaklı, ancak m.68/1 de yazılı belgelerden birine dayanarak, icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir. Bu belgeler;
-İmzası ikrar edilmiş adi senet (Adi senedin bir borç ikrarını içermesi gerekir; yazılı satış sözleşmesi, yazılı kira sözleşmesi gibi. Ayrıca borç ikrarının kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Borç ikrarı, belli bir miktar para borcu hakkında olmalıdır ve borç miktarı açıkça gösterilmelidir.
-Kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içeren imzası noterlikçe onaylanmış senetler
-Resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri yazılı belgeler
Alacaklı, icra mahkemesinde, alacağını ancak bu belgelerden biri ile ispat edebilir; tanık veya yemin ile ispat edemez. Borçlu da itirazını, icra mahkemesinde ancak m.68/1 deki niteliklere sahip yazılı bir belge ile ispat edebilir.
İtirazın kaldırılması usulünde alacaklı, altı ay içinde itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurur. Yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesidir (kesin yetki).
Borçlu itirazında bildirmiş olduğu sebeplerle bağlıdır. İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebi hakkında verebileceği iki karar vardır:
a-) İtirazın kaldırılması talebinin reddi kararı: Esasa ilişkin bir nedenle itirazın kaldırılması talebini reddeden icra mahkemesi, borçlu talep etmişse aynı karar ile, alacaklıyı itiraza uğrayan alacağının yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata da mahkûm eder (m.68/son)
İtirazın kaldırılması talebinin reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Bu karar, yalnız ilamsız icra bakımından kesindir. Yani alacaklının yapmış olduğu ilamsız icra takibi son bulur. Bundan sonra alacaklı, aynı alacak için yeni bir ilamsız icra takibi yapamaz. Ancak genel mahkemede bir alacak davası açabilir.
b-) İtirazın (kesin) kaldırılması kararı: Esasa ilişkin bir nedenle itirazın kaldırılmasına karar veren icra mahkemesi, alacaklı talep etmişse aynı karar ile, borçluyu haksız olarakitiraz ettiği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata da mahkûm eder (m.68/son)
İtirazın kesin kaldırılması kararı ile, borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itiraz hükümden düşürülmüş olur. Yani borçlu sanki ödeme emrine hiç itiraz etmemiş gibi bir durum oluşur.
2-) İtirazın Geçici Olarak Kaldırılması
İtirazın geçici olarak kaldırılması borçlunun borcun esasına değil borcun ortaya çıkmasına sebep olan senetteki imzaya itiraz etmesi durumunda söz konusu olur. Alacaklının başlattığı icra takibinde borçlu kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren senet üzerindeki imzasını inkar ederse alacaklı itirazın kesin olarak kaldırılması yoluna başvuramaz, yalnızca geçici kaldırma talebinde bulunabilir ya da itirazın iptali yoluna başvurabilir.
İtirazın geçici olarak kaldırılmasında itirazın kesin kaldırılmasında uygulanan usul aynen uygulanır. Ancak geçici kaldırma talebinde bulunulması halinde inceleme yalnızca imzaya yönelik yapılır. İmza incelemesi yapılırken borçlunun sağ ve sol ellerinden imza örnekleri alınır. Bu imzalarla birlikte inceleme bilirkişi marifetiyle yapılır.
İtirazın geçici kaldırılmasına ilişkin yapılan duruşmaya borçlunun bizzat katılması gerekir. Herhangi bir mazeret belirtmeden borçlu duruşmaya gelmezse itirazın geçici olarak kaldırılması kararı onun yokluğunda verilir. Ayrıca %10 para cezasına mahkum edilir.
Bilirkişilerin de katılımı ile yapılan incelemeler ile birlikte yargılama sonunda borçlunun senet üzerinde attığı iddia edilen imza borçluya ait çıkmazsa itirazın geçici olarak kaldırılmasına ilişkin alacaklının talebi reddedilir. Bu durumda borçlu eğer talep ederse alacaklı aleyhine %20 oranında tazminata hükmedilir.
Yapılan incelemeler ile senet üzerindeki imzanın borçlu tarafından atıldığı sonucuna ulaşılması durumunda mahkeme itirazın geçici olarak kaldırılması kararı verir. İcra mahkemesinin verdiği bu karar ile birlikte borçluya borçtan kurtulma davası açarak bu sonuçlardan kurtulma imkanına sahiptir.. Borçtan kurtulma davası geçici kaldırma kararının bildiriminden itibaren 7 gün içinde açılabilir. Bu süre içinde alacaklının mallar üzerinde geçici haciz yapma hakkı vardır.
İcra mahkemesinin verdiği 7 günlük süre içinde borçlu borçtan kurtulma davası açmazsa bu süre içinde borçlunun eşyaları üzerinde yaptığı geçici haciz kesin hacze dönüşür. Bu durumda alacaklı haczettiği malların satışını da talep etme hakkına sahiptir.
Borçtan Kurtulma Davası
Borçtan kurtulma davası itirazın geçici olarak kaldırılmasına ilişkin kararın borçluya bildirilmesinden itibaren 7 günlük süre içinde açılabilir. Bu dava hukuki niteliği itibariyle bir menfi tespit davasıdır.
Borçtan kurtulma davasında ispat yükü davalı konumunda olan alacaklı tarafındadır. Alacaklı borçludan alacağı olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Borçtan kurtulma davasının sonunda verilen karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Davanın sonucunda verilen karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturduğundan borçlu kaybetmişse alacaklıya karşı başka bir istirdat davası açamaz.
Davayı borçlunun kazanması durumunda alacaklı aleyhine alacağın %20’si oranında tazminata hükmedilir. Borçlu kaybederse aynı tazminata borçlu aleyhine hükmedilir.
TAKİBİN KESİNLEŞMESİ
-Borçlu yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmezse, ödeme emri kesinleşir.
-Borçlu eğer ödeme emrine yedi gün içinde itiraz etmişse;
a-)Alacaklı itirazın iptali davası açar ve kazanırsa, ödeme emri kesinleşir.
b-)Alacaklı itirazın kesin kaldırılmasını ister ve icra mahkemesi itirazın kesin kaldırılmasına karar verirse, ödeme emri kesinleşir.
-Alacaklı itirazın geçici kaldırılmasını ister; borçluda yedi gün içinde borçtan kurtulma davası açar ve bu dava reddedilirse, ödeme emri kesinleşir.
ÖDEME EMRİNE İTİRAZ
Borçlunun, borçlu olmadığını icra dairesine bildirmesine, ödeme emrine itiraz denir. (m.62-66) Borçlunun yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmesi ile icra takibi kendiliğinden durur. (Md.66/1 Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur.) Burada, borçlunun itirazında haklı olup olmadığı icra dairesi tarafından araştırılmaz.
İtiraz Sebepleri
1-) Maddi Hukuka Dayanan İtiraz Sebepleri
Borçlunun itirazı alacağa ilişkindir. Bunlara örnek olarak; alacak mevcut değildir, alacak senedi sahtedir, alacak istenildiği kadar fazla değildir, alacağı doğuran sözleşme geçersizdir, alacak muaccel olmamıştır, borç sona ermiştir, borç ödenmiştir, alacak zamanaşımına uğramıştır, gibi verilebilir.
2-) Takip Hukukuna Dayanan İtiraz Sebepleri
-
Yetki itirazı,
-
Alacaklının aynı alacak için daha önce başka bir takip yaptığı ve bu takibin devam etmekte olduğu (derdestlik-mükerrerlik itirazı)
-
Yalnız borcu ödemeyi geciktirmek ve zaman kazanmak için de ödeme emrine itiraz edebilir.
İtiraz sebepleri, ileri sürülüş şekli bakımından ikiye ayrılır:
A-) İmzaya İtiraz
Alacaklının bir âdi senede (HMK m.205/1) dayanarak icra takibi yapmış olması halinde, borçlunun bu âdi senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle yaptığı itiraza, imzaya itiraz denir. (Madde 60/3, c.1: Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; Madde 62/5: Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Madde 68/a,1: Takibin dayandığı senet hususî olup, imza itiraz sırasında borçlu tarafından reddedilmişse..)
Borçlu, itirazında imzaya itiraz ettiğini ayrıca ve açıkça bildirmezse adi senet altındaki imzayı kabul etmiş sayılır. Böyle bir itiraz sadece borca itiraz kabul edilir.
T.C.YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/5228 K. 2016/8731 T. 24.3.2016 “Dava, imza itirazına ilişkin olup; alacaklının, takip dayanağı senette lehtar, borçlunun tanzim eden, diğer borçlunun avalist olduğu görülmektedir. Bu durumda alacaklı, borçlular ile doğrudan ilişki içinde olduğundan imzanın adı geçenlere ait olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Bonodaki imzanın borçluların eli ürünü olduğunu kontrol etmeden ya da imzanın huzurunda atılmasını sağlamadan bonoyu alan alacaklının, imzaya itirazı kabul edilenlere karşı başlattığı takipte ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesi gerekir.”
Borçlu, yalnız imzaya itiraz ile yetinebilir. İmzaya itiraz halinde, alacaklı, icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyemez; itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir.
İcra takibi, imzası noterlikçe tasdikli bir senede dayanmakta ise, borçlu, ödeme emrine itiraz yolu ile imza inkarında bulunamaz. Borçlu bu durumu ancak sahtelik davası ile ispat edebilir (HMK m.208/4).
B-) Borca İtiraz
İmzaya itiraz dışındaki diğer bütün itirazlara, borca itiraz denir. Örneğin; ödeme, takas, zamanaşımı, alacağın muaccel olmadığı, borcun şarta bağlı olduğu, icra dairesinin yetkisiz olduğu gibi itirazlardır.
Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken, borca itiraz sebeplerini ayrıca ve açıkça bildirmek zorunda değildir. Yalnız “itiraz ediyorum” demesi yeterlidir.
Alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında borçlu, itirazında bildirmiş olduğu sebeplerle bağlıdır. Borçlu, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.
İtirazın Geçerlilik Şartları
-
Borçlunun ödeme emrine itiraz edebilmesi içi, kendisine ödeme emrinin tebliğ edilmiş olması gerekir.
-
Borçlu, itiraz iradesini, yani ödeme emrine itiraz etmek istediğini icra dairesine bildirmelidir.
-
Ödeme emrine itiraza hakkı olan kişi, takip talebi ve ödeme emrinde borçlu olarak gösterilmiş ve kendisine bu sıfatla ödeme emri tebliğ edilmiş olan borçludur.
-
Ödeme emrine itiraz süresi yedi gündür.
Kısmî itiraz: Borçlunun, borcun tamamına değil de bir kısmına itiraz etmesidir. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlu, itiraz ettiği borç miktarını, itirazında ayrıca ve açıkça belirtmek zorundadır (m.62/4,c.1).
Gecikmiş İtiraz: Borçlu, kusuru olmaksızın bir engel (mazeret) nedeniyle süresinde ödeme emrine itiraz edememişse, bu itirazını sonradan icra mahkemesine yapabilir (m.65).
Gecikmiş itiraz, icra mahkemesine yapılır. Normal itirazdan ilk farkı budur. İtiraz icra dairesine yapılır. (m.65/2,3) ikinci olarak; gecikmiş itirazda, hem ödeme emrine itiraz edildiğinin hem de borçlunun mazeretinin ve bunun delillerinin bildirilmesi zorunludur. Üçüncü durum ise; gecikmiş itiraz kendiliğinden icra takibini durdurmaz.
Gecikmiş itiraz, iki bakımdan süreye tabidir:
-
Borçlu engelin kalktığı günden itibaren, üç gün içerisinde itirazını yapabilir.
-
Gecikmiş itiraz, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar yapılabilir.
İtiraz ile Şikayet Arasındaki Farklar
İtiraz daha çok takip konusu yapılan alacağa ilişkindir. Şikayette ise; icra müdürünün, icra-iflas hukukuna ilişkin hükümleri uygulamadığı veya yanlış uyguladığı ileri sürülür.
Şikayet icra mahkemesine yapılır, itiraz icra dairesine bildirilir.
İtiraz ve şikayetin süreleri aynı olup yedi gündür. Ancak itiraz süresi tebliğ ile (m.62/1), şikayet süresi ise öğrenme ile işlemeye başlar.
İtiraz kendiliğinden icra takibini durdurur (m.66/1, istisna m.169, 170/1). Buna karşılık, şikayet icra takibini kendiliğinden durdurmaz.
İtirazda bulunma hakkı yalnız borçluya aittir. Oysa, şikayet yoluna, bu yola başvurmakta hukuki yararı bulunan başka kişiler de gidebilir. Bunlar; borçlu, alacaklı ve üçüncü kişiler olabilir.
PARALARIN PAYLAŞTIRILMASI (ÖDENMESİ) SAFHASI
İcra takibinin son safhasıdır. Bundan önceki aşamalarda alacaklının talebi gerekliyken, paraların paylaştırılması işlemini icra dairesi re’sen alacaklılara paylaştırır.
Paraların paylaştırılması, aynı malların birden fazla alacaklı için haczedilmiş olması halinde söz konusudur. Hacizli mallar bir alacaklı için haczedilmişse, o zaman paraların paylaştırılması değil, elde edilen paranın alacaklıya ödenmesi söz konusudur.
Bütün hacizli mallar satıldıktan sonra elde edilen satış tutarı aynı derecede hacze iştirak etmiş olan bütün alacakları (faiz ve takip giderleriyle birlikte) ödemeye yeterse para, alacaklılara hisselerine göre paylaştırılır.
Paraların paylaştırılmasında, alacaklılara ödenecek olan para üç bölümden oluşur (İİK m.138/2):
1-) Alacaklının takip konusu yapmış olduğu alacağın aslı
2-) Alacağın işlemiş olan faizleri
3-) Takip giderleri
Satış tutarı, bütün alacakları ödemeye yeterse para, bütün alacaklılar arasında paylaştırılır. Bu durumda paylaştırma yapılabilmesi için sıra cetveli düzenlenmesine gerek yoktur. Alacaklılar icra dairesine başvurarak paralarını alırlar.
Tamamlama Haczi: icra dairesinin, satış tutarının bütün alacakları ödemeye yetmediğini tespit etmesi üzerine, re’sen borçlunun başka mallarını da haczetmesine denir (m.139). İcra dairesi, alacaklının talebine gerek olmadan tamamlama suretiyle haczettiği malları mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde satarak paraya çevirir.
Sıra cetveli: Madde 140 – Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.
Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar.
Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir.
Cetvel suretlerinin tebliği: Madde 141 – Sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir.
Cetvele itiraz: Madde 142– (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)
Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir.
Dava basit yargılama usulüyle görülür.
İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arzolunur.
Sıra cetveline karşı yedi gün içinde hiçbir şikayet ve itiraz yapılmazsa, sıra cetveli kesinleşir ve bundan sonra kesinleşen sıra cetveline göre paraların paylaştırılmasına geçilebilir.
SATIŞ (PARAYA ÇEVİRME)
Alacaklının alacağı para ile ödenir. Yani, alacaklının alacağı borçludan haczedilen mallar aynen alacaklıya verilerek ödenmez. Hacizli mallar satılır ve bedeli ile alacaklının alacağı ödenir. Borçludan haczedilen şey para ise o zaman satış aşamasına gerek kalmaz; doğruca paraların paylaştırılması safhasına geçilir.
Ticari ve ekonomik bütünlük arz eden ya da bir bütün halinde satıldığı taktirde daha yüksek gelir elde edileceği anlaşılan mal ve haklar, bir bütün olarak paraya çevrilir (İİK m.128 ek fıkra)
Talep hakkı: Madde 107 – Her alacaklı mensup olduğu derece namına satış talebinde bulunabilir. 100 üncü maddenin son fıkrası mucibince hacizleri evvelki dereceden artacak bedeller için muteber olan alacaklılardan her biri dahi mensup olduğu derece namına satış isteyebilir.
Hacze iştirak derecelerinin teşkili: Madde 100 – İlk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinciye kadar aynı derecede hacze iştirak edebilecek alacaklılar:
1 – İlk haciz ilamsız takibe müstenitse takip talebinden ve ilama istinat ediyorsa dava ikamesinden mukaddem yapılmış bir takip üzerine alınan aciz vesikasına,
2 – Yukarki fıkrada yazılı tarihlerden önce açılmış bir dava üzerine alınan ilama,
3 – Aynı tarihlerden mukaddem tarihli resmi veya tarih ve imzası tasdikli bir senede,
4 – Aynı tarihlerden mukaddem tarihli resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileridahilinde ve usulüne göre verdikleri makbuz veya vesikaya istinat eden alacaklılardır.
Bu suretle iştirak halinde icra dairesi müracaat üzerine aynı derecedeki alacaklıların bütün alacaklarına yetecek nispette ilave suretiyle hacizler yapar.
Bunların haricindeki alacaklılar ancak, evvelki dereceden artacak bedeller için hacze iştirak edebilirler.
III. PARAYA ÇEVİRME
1 – Satış Talebi Talep için müddetler ve giderlerin yatırılması:
Madde 106 – (Başlığı ile Birlikte Değişik:24/11/2021-7343/9 md.)
(MADDE 9 – 2004 sayılı Kanunun 106 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.)
“Talep için müddetler ve giderlerin yatırılması:
MADDE 106 – Alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir.
Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar.
Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur.
Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin olarak yatırılması zorunludur.
Kıymet takdiri ve satış giderlerinin, sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ilaveten muhafaza giderinin tamamı, satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır.
Yukarıdaki fıkralar uyarınca satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılan miktarın satış işlemleri sırasında yetersiz kaldığı anlaşılırsa icra müdürü tarafından satış isteyene on beş günlük süre verilir ve bu sürede eksik miktar tamamlanmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır.
Bu maddede belirtilen giderler Adalet Bakanlığınca her yıl yürürlüğe konulan tarifede belirlenir.”
Satış talebinde bulunmak özel bir şekle bağlı değildir. Alacaklı veya borçlu, yazılı veya sözlü olarak satış isteyebilir. Sözlü satış talebi için bir tutanak düzenlenir. Satış talebi, haczi koyduran (yani icra takibini yürüten) icra dairesine yapılır. Satış talebinde bulunan alacaklının, satış giderini peşin ödemesi gerekir. Satış talebi ile zamanaşımı kesilir.
Süresinde satış istenmemesi ile yalnız haciz kalkar, icra takibi düşmüş olmaz. Bu nedenle hacizden önceki işlemlerin tekrarlanmasına gerek kalmadan alacaklı yeniden haciz isteyebilir. Süresi içinde yapılmış olan satış talebi, satış talebini yapmış olan tarafından bir defa geri alınabilir. Satış talebini geri alan alacaklı, ancak haciz tarihinden itibaren kalan satış isteme süresi içinde yeniden satış isteyebilir.
Hazırlayan : Stj. Av. Merve HARMANLI
Kaynaklar;
KURU, B. ve AYDIN, B. İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra İflas Hukuku, Yetkin Yayınları, 4.Baskı, Ankara Ekim- 2020, s.535, 2004 Sayılı İİK, 6100 Sayılı HMK, İlgili Yargıtay İlamları